Eda Geçerler

Yılan Ana
Tuval Üzerine Yağlı Boya
110×110 cm
50.000 ₺

İlkbahar tanrıçası, yeraltının kraliçesi Persephone aslında doğum, yaşam, ölüm alegorisidir. Tohumlar önce toprak altındadır, sonra filizlenir ve yeryüzüne ulaşır, büyür ve öldüğünde tekrardan toprağa geri döner.

Doğadaki elementlerin başlangıcı ateştir. Sonrasında toprak, hava ve su olarak devam eder. Eski Türkler için yıl nevruzdan bir sonraki gün başlar. Yani güneş koç burcundayken. Burçlar yıl boyunca ateş, toprak, hava ve su döngüsünde ilerler. Tarotta dünya kartının köşelerinde aslan, boğa, melek ve kartal vardır. Aslan ateş, boğa toprak, melek hava ve kartal su elementini temsil eder. Bu kart büyük arkananın son kartıdır ve tamamlanmayı, alınması gereken dersin başarıyla geçilmesini anlatır.

Ateş elementinin yerinde olan tohumlar spiral formundadır ve bu spiral içeriden dışarıya büyür çünkü gelişim, büyümek içeriden başlar.

Gelincik çiçeklerinin 3 tane olması imparatoriçe kartına bir göndermedir, kadınlığı, dişil enerjiyi sembolize eder. Nilüfer çiçeklerinin 3 tane olması ise tanrıçanın 3 yolunu anlatır; genç kız, anne ve yaşlı kadın.

Kanlı ay evrelerinin 13 tane olması ölüm kartına bir göndermedir, 16 nilüfer yaprağı ise yıkılan kule. İki kart da yeniden doğuşa yol açar. Yeninin gelmesi için eskinin sonlanması gerekir. Numerolojide sayılar tek haneli rakamlara düşürülür. Bu yüzden 4. kart yani imparator sağlam temeller atarak kontrolü ele alır ve 7. kart ise savaş arabası, yola devam etmek gerektiğini anlatır.

Eskiden insanlar öldüğü zamanlar onları bir insanın sığabileceği boylardaki küplerin içine yerleştirirlerdi. Bunun sebebi ise sonraki hayat inanışıdır. Bu küpleri anne rahmine benzetirler. Hayata başladığı gibi bitirmesini isterler.

Hayat, doğum ve ölüm arasında bir köprüdür, eşiktir. Yaşarken birçok kez ölüp yeniden doğarız. Yeniden doğabilmek için ölmek gerekir. Ölmek için ise fark etmek, gölge yanımızla yüzleşmek, değişmesi gerekeni görmek, değişimi kabul etmek gerekir. Hayat sonsuz bir spiraldir. İnsan, anladığını düşündüğü derslere geri dönüp daha derin gerçeği görür.

Karın boşluğunda yer alan solar plexus, 3. çakra, özgüvenle, gücü kullanma yeteneğiyle ilgilenir. Elementi ateştir. Daha yüksek bilince girebilmek için, kişinin kendini baştan yaratabilmesi için egonun ölmesi gerekir.

Bataklığın derinliklerindeki küpün içerisinde bulunan iskelet yeniden doğmaya hazırdır. Göbek bağıyla birleşen nilüfer çiçeği su yüzeyine ulaşmıştır. Anne arketipi olan çiçek budur. Soldaki nilüfer yaşlı kadın, henüz açmamış olan sağdaki nilüfer genç kızı sembolize eder. Yani tanrıçanın üç formu. Nilüfer 7. çakra olan taç çakranın çiçeğidir; uyanış, ruhsal farkındalık ve yaşam amacıyla ilgilenir. Elementi düşüncedir. Resimde bu çiçeğin hemen üzerinde bir kadın yumurtası bulunur.

Kullandığım renklerin sebebi labradorit taşıdır. Taç çakranın taşıdır. Labradoritin enerjisi dönüşüm zamanlarında, denge arayışlarında yardımcı olur.

Gökyüzünde merkezde olan takım yıldızı yılancıdır; göksel şifacı olarak bilinir. 13. burçtur.

Beşinci element olan eter, dört elementi birbirine bağlayan güçtür. Hayatının yeniden doğuş aşamasındaki figürün olduğu alan eteri simgelemektedir. Yaşam çiçeği sembolü de bunu anlatır; her şey birbirine bağlıdır.

Kanlı ay dönüşümler, bitişler ve yeni başlangıçlar ile ilişkilendirilir.

Alkarısının yeni doğan bebekleri kaçırdığına inanılır ve ondan korunmak için gelincik çiçeği kullanılırdı. Kırmızı renk insanları Alkarısından korur. C. G. Jung’a göre Alkarısı, Venüs’ün kötücül tarafını yani gölge yanlarımızı yansıtır.

Eli belinde ve şifa düğümü motifleri doğurganlık ve bereket tanrıçası Umay ananın koruyucu gücünü temsil eder. Şifa düğümü birbirine dolanmış yılan ve ejderha sembolüdür.

Hız çağında yaşadığımız için her ne kadar zor olsa da biraz yavaşlayıp içimize dönmemiz, bedenimizin, zihnimizin, ruhumuzun ihtiyaçlarını dinlememiz gerekir. Çünkü gelişim sessizce gerçekleşir. Yılan ana bizi şifalandırırken acele etmez. Değişimi sabırla karşılamak gerekir, her şey olması gerektiği vakitte olur. Bu yüzden zaman her şeyin ilacıdır.

Eda Geçerler

Manifesto: Aşağıdaki, yukarıdakiyle; yukarıdaki de aşağıdaki ile aynıdır. Dışarıda olan içeriden gelir. Benim sanatım eylemdir, sabitliktir, düşüncedir, histir. Dönüşümdür. Bir yeniden doğuştur. Sonsuz yenilenmedir. Maddi ve manevi olanın arasındaki eşiktir. Hepsini bir arada tutan dengedir.

Artworks

Scroll to Top